Karabörk Linkleri


Belediye



Ulaşım


Coğrafya


Turizm


Ekonomi


Nüfus


Eğitim


Sağlık


Spor


Karabörk Adı


Soy Kütükleri


Kültür-Sanat


Kemençecilerimiz


Bitki Örtüsü


Köyden Simalar


Toplum-Yaşam


Tarihi Eserler


Gelenek-Görenek


Şehit ve Gazilerimiz


Bizden Başarı Hikayeleri


İz Bırakanlar


Yararlı Bilgiler


Dernek Haberleri


Yerel Haberler


Kim Ne İş Yapıyor?


Telefon Numaraları


MSN Adresleri


Bunları Biliyormusunuz?


Kuşköy


Düğün İlanları


Köyden Fıkralar


Köyden Şiirler


Sis Dağı


Islık(Işıklık)dili


Gelinkaya Efsanesi


Mağaralar


Resimlerle Tarihimiz


Gurbette Karabörk


Büyüklerden İnciler


Basında Karabörk


Karabörk'de görev yapan ünlüler


İletişim


Duyuru






Karabörk'de Yaşayan
Son Çınarlar


Ulusal Linkler



Türkiye


Atatürk


Giresun


Bakanlıklar


Çevre


Tema Vakfı


Doğa Gönüllüleri


Kızılay


Bankalar


Döviz Kurları


Tübitak


Türkiye iş kurumu


Türk Dünyası


Osmanlı İmp.Sitesi


İslami Bilgiler Sitesi


Ulusal Haberler


Uluslararası Haberler


Doğa Haberleri


Dini Haberler


İlginç Resimler


İstanbul Trafik Kameraları



Hava Durumu


Hayata Yön Veren Sözler


Seyahat Firmaları


Ulusal ve Yerel Gazeteler


Vergi Sorgulama


Kimlik No Sorgulama



Başarı Hikayeleri


Rüya Tabirleri


Acil Numaralar


Ulusal Fıkralar


Sağlık


Ulusal Şiirler


Şehirler Arası Uzaklık


Canlı TV ve Radyo


Şifalı Bitkiler


İlginç Olaylar


Sinema


Seyahat ve Gezi Rehberi
KARABÖRK BELDESİ
Ana sayfa yap
Sık Kullanılanlara Ekle
ANA SAYFA
KÖYDEN HABERLER
Z.DEFTERİ
RESİMLER
LİNKLER
GİRESUN
GÖRELE
KARABÖRK
T.OSMAN
FORUM
ÇANAKÇI
Gercekleri sakladılar

Sanatçı Volkan Konak tarafından hazırlanan Çernobil Raporu tamamlandı. Rapor, Türk basınında ilk kez TAKA’da yayınlanıyor. Raporda Çernobil gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor...


Asıl tehlike 2016’dan sonra

Volkan Konak tarafından çalışmalarına geçen yıl başlanan ve uzman görüşleri ile 5 bin sayfalık kaynak taraması sonucunda hazırlanan “Çernobil Raporu” tamamlandı. Çarpıcı bilgilerin yer aldığı raporda Çernobil’in gerçek etkisinin 2016 yılından sonra ortaya çıkacağı vurgulanarak bu bilginin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından kamuoyuna duyurulduğu belirtildi. Aynı raporda Dünya Sağlık Örgütü’nün(WHO) kanser vakalarının arttığını kabul ettiği de açıklandı.

En çok Doğu Karadeniz’in doğusu etkilendi

Rapora göre Çernobil’in etkisinin Nagazaki ve Hiroşima’ya atılan atom bombasından 1000 kat daha fazla olduğu belirtilerek Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki etkilenmenin çok uzun süre fark edilmediği ve bölge insanının 4 ay boyunca kaderiyle baş başa bırakıldığı anımsatıldı. Yine rapora göre Doğu Karadeniz’de patlamadan en çok etkilenen yerleşim yerlerinin ise Fındıklı, Hopa, Arhavi, Pazar, Rize ve Of civarı olduğu bildirildi.

VOLKAN KONAK SÖZÜNÜ TUTTU

Geçen yıl Ağustos ayında Trabzon Atatürk Köşkü’nde gerçekleştirilen toplantıda alınan kararlar doğrultusunda harekete geçen ve Taka Gazetesi’ne verdiği röportajda; yaşanan sorunun üstüne sonuna kadar gideceğini açıklayan sanatçı Volkan Konak verdiği sözü tuttu ve Çernobil Raporunu hazırladı. Raporun hazırlanma aşamasında birçok kişi ve kuruluşla görüşen Konak raporun hazırlanma gerekçesini ise yazdığı önsözde şöyle açıklıyor: “Yıllardır konuşulan Çernobil hadisesinin, tatmin edici ve tarafsız bilimsel çalışmalar yapılmadığı için, insanlarda psikolojik hasarlar ve yoğun bir stres yarattığını gözlemlemiş bulunmaktayım. Ayrıca, birçok yakınını kanserden dolayı kaybetmiş bir müzik adamı ve halk bilimcisi olarak bu çalışma ile bizlere inanan insanlara ve tarihe karşı sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışmaktayım. Ayrıca yine bu çalışma ile özellikle Karadeniz halkını depresyondan çıkarmaya ve en önemlisi yeniden “Bilime, bilim adamına, devlete, devlet adamına, doktorlarımıza inanmaya ve güvenmeye devam etmeliyiz” düşüncesine katkıda bulunacağımı umut ediyorum. Zira, bilim ve sanat toplumun kanatlarıdır. Biz bu kanatlarımızı kullanmalıyız ve yükseklere çıkıp rüzgar gibi hür bir ülke olmalıyız. Dolayısıyla bilim, insanlık için vazgeçilmez bir alandır. Fakat bilim adamlığı ve devlet adamlığı ise en az bilim kadar önemlidir.” Volkan Konak çalışmasının popülizm ve siyasi içerikli bir çalışma olmadığını da vurgulayarak; “5 bin sayfalık bir çalışma yapıldı ve bilgi edinildi. İnsanlar Çernobil’i bahane ederek iyice kaderci olmuşlardır. Çernobil’le hiçbir ilgisi olmayan erken teşhisle kurtulacak hastalık vakaları bu yüzden gözden kaçırılıyor. Çernobil’in etkisi varsa da; daha çok tıbba, bilime, bilim ve tıp insanlarına inanıp önceden tedbirini almayız” dedi.

Volkan Konak tarafından hazırlanan rapor iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde radyoaktif maddelerin ne olduğu, insanlara nasıl ulaştığı ve bu maddelerden nasıl korunulabileceği konularında bilgilere yer veriliyor. İkinci bölüm ise 1986 Çernobil Kazası Raporu başlığını taşıyor. Bu bölüm ise 4 ana başlıktan oluşuyor. Burada kazanın meydana gelişi, resmi kurumların çalışmaları ve açıklamaları, bağımsız kişi ve kuruluşların çalışma ve açıklamaları ile kaza sonrası alınan önlemler yer alıyor.

Radyo aktif maddeler hangi yollarla bulaşır?

Radyoaktif buluttan (havadan) ışınlama
Buluttaki radyoaktif maddelerin solunum yoluyla vücuda girmesi sonucu meydana gelen iç ışınlanma
Toprak üzerinde toplanan radyoaktif maddelerden dış ışınlanma (Sebze, meyve, içme suyu, süt, çay fındık, et, balık, su ürünleri, ekmek ve unlu gıdalar, bakliyat v.s) Radyoaktif maddelerle kontamine besin maddelerinin sindirim sistemi yoluyla vücuda girmesi sonucu meydana gelen iç ışınlanma,
Havadan cilde bulaşan radyoaktif doz

Radyo aktif maddeler insanlara nasıl zarar verir?



Radyasyon, hücre yapı taşı olan proteinler ve DNA gibi canlılar için önemli moleküller etkileşir. Bu etkileşim biyolojik moleküllere zarar verir. DNA’larda oluşan hasar, gen kırılmaları, kopma ve çaprazlaşmalar tarzında mutasyonlara, bu da hastalıklara neden olmaktadır. Radyasyonun sağlığa etkisi, alınan dozun büyüklüğüne ve ışınlanma süresine bağlı olarak değişmektedir. Erken etkileri; ölüm ve ciddi sağlık sorunları gecikmiş etkileri; her türlü kanser katarakt, kısırlık sakat doğumlar…

ÇERNOBİLİN ETKİSİ HİROŞİMA VE NAGAZAKİ’DEN BİN KAT FAZLA

Raporda; Çernobil’deki patlama sonucu açığa çıkan radyasyon miktarının Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombasından kimilerine göre 200, Kimilerine göre ise bin katı büyüklükte olduğu da açıklanıyor. Rapora göre patlama sonucu 27-30 Nisan 1986 tarihleri arasında İskandinavya, Finlandiya, Belçika, 28 Nisan- 2 Mayıs tarihleri arası Doğu ve Orta Avrupa, Güney Almanya, İtalya, Yugoslavya, Ukrayna ve Doğu Bloku ülkeleri 1-4 Mayıs tarihleri arasında Balkanlar, Romanya, Bulgaristan, Türkiye (Kapıkule-Edirne) 7-9 Mayıs’ta ise Doğu Karadeniz, çok yağış aldığı için Türkiye’de en çok etkilenen bölge oldu.

ATOM KURUMU KARADENİZ’İ GEÇ FARK ETTİ

Raporun içeriğinde şu bilgilere yer veriliyor:


29 Mayıs 1986 günü “Türkiye Radyasyon Güvenliği Komitesi” kuruldu. Kurulan komitede, Genelkurmay Başkanlığı’nın önerisiyle Doğu Karadeniz Bölgesi fark edildi. Yani 7-9 Mayıs tarihleri arasında yağan yağmurlar ve radyasyon fark edilmiyor ya da atlanıyor. Zira TAEK Başkanı Prof. Dr. Özemre 4 Mayıs 1986 tarihinde Türkiye’nin kuzeyinin radyasyon bulutunun etkisine girdiğini kamuya duyurmuştur. Ve hatta Edirne bölgesinde çeşitli tedbirler alınmıştı. Bu sırada yapılan açıklamaların hiçbirinde Doğu Karadeniz Bölgesi’nin adı hiçbir yerde geçmiyor.

4 Eylül’de Avrupa’nın fındık alımını durdurması ve 29 Kasım’da Hollanda Sağlık Bakanı’nın çayda 35 bin bekerel/kg radyasyon olduğu uyarısından sonra, çayla ilgili harmanlama ve depolama şeklinde tedbirler alınmıştır. Yani yöre insanı 4 ay kaderi ile baş başa bırakılmıştır.

ÜNİVERSİTELERE ÇALIŞMA YASAĞI GETİRİLDİ

28 Ağustos tarihinde radyasyon güvenliği komitesi, üniversitelere YÖK aracılığıyla hiçbir çalışma ve araştırma yapmaması, yapmış ise yayınlanmaması ile ilgili yasaklama getirmiştir.

Yapılan değerlendirmede ise radyasyondan en çok etkilenen bölgeler şu şekilde açıklanıyor: “Trakya’da Edirne’de eski kadın, İsmailce, Kapıkule, Büyükdoğanca bölgeleri ile Doğu Karadeniz’de Hopa-Pazar arasında kıyı bölgeleri. Kişisel değer doz etkileri ise Doğu Karadeniz bölgesinde Fındıklı, Hopa, Arhavi, Pazar, Rize ve Of civarında diğer bölgelere göre daha yüksek oranlarda seyrediyor.

Edirne bölgesinde kazayı takiben alınan önlemler ile bölge halkının aldığı dozun Türkiye’nin diğer bölgelerinin aldığı doz düzeyine düşürülmesi sağlanıyor.

TAEK YANILTIYOR ODTÜ DÜZELTİYOR

ODTÜ Kimya ve Biyoloji bölümünün Bakan Cahit Aral’a sunduğu raporda TAEK tarafından radyoaktivitenin “deme” geçme oranı yüzde 60 gösterilerek çaydan alınan radyasyonun 30 kat daha az gösterildiği vurgulanıyor ve gerçek oranın yüzde 65-68 oranında olduğu belirtiliyor.

Ölçüm sonuçları (Bekerel bir radyoaktif ölçüm birimi)


Toprak ölçümü sonuçlarına göre Tekirdağ’da (1986) 39 bekerel/kg Sürmene’de 40 bekerel/kg, Pazar’da 4300 bekerel/kg,(1986 yılında)…1 Ağustos 1990 tarihinde ise Fındıklı’da 2.356 bekerel/kg, Arhavi’de 1472 bekerel/kg, Pazar’da ise 704 bekerel/kg tespit ediliyor.

RADYASYONLU ÇAYLAR DEPODAN ÇALINIP PİYASAYA SÜRÜLDÜ

30 Aralık 1986’da TAEK tarafından 58 bin ton radyoaktif(12 bin 500-89 bin bekerel/kg) çayın gömülerek yok edilmesine karar verildi. Bu karar ancak 20 ay sonra 19 Ocak 1988 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla yürürlüğe girecekti. Fakat çayın miktarı 44 bin 773 tondu. Ağustos’ta yeni bir karar da 58 bin tondan söz ediliyordu. Yıllar boyunca o kadar çay depolardan çalındı ki yetkililer çayı boyamak zorunda kaldılar ve radyasyonla kirlenmiş çayların bir bölümü ancak 7 yıl sonra gömülebildi.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ KANSERDEKİ ARTIŞI ONAYLADI

Kaza sonrası Dünya Sağlık Örgütü’nün önderliğinde yapılan bir çalışmaya göre kaza günü 4 yaşın altında olan çocukların yüzde 36’sında tiroit kanseri saptanmıştır. Beyaz Rusya’da yaşayan kadınların yaşam süresi ortalama 74 iken 58’e inmiş, sakat doğum oranında yüzde 20 artış kaydedilmiştir. 2000 yılında BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın açıklamasına göre kazanın etkileri ancak 2016 yılında anlaşılabilecektir.

Çocuklarda tiroit kanseri 1991’de Beyaz Rusya’da 60 kat, Ukrayna’da ise 30 katlık keskin bir artış göstermiştir.

Kasım 1995’de Cenevre’de bir WHO(Dünya Sağlık Örgütü) konferansında ilk kez tiroit kanseri uzmanları birçok vakadan Çernobil radyasyonunun sorumlu olduğunda görüş birliğine varmışlardır.

ETKİLERİ 20-30 YIL SONRA ORTAYA ÇIKIYOR

WHO’da görevli bir radyasyon bilimci Keith Baverstock’a göre uzun vadede cilt, meme, akciğer kanserinde artış olacaktır. Meme ve akciğer kanserindeki artış atom bombası patlamasından 20 yıl sonra ortaya çıkmıştı. Mide ve bağırsak kanserindeki artış ise 30 yıl aldı.

9 Nisan 1986’da Türkiye Kanserle Savaş Vakfı’nda görevli kemoterapist Dr. Mehmet Aran, Türkiye’de güvenilir kanser istatistikleri olmadığını belirtmiştir. Kanser, resmen bildirilmesi zorunlu hastalıklar kategorisine ancak 1985 yılında alındı.

13-22 Haziran 1986 tarihinde Hamburg Üniversitesi’nden ve ABD’deki Woodshole Oceanograpy Enstitüsü’nde iki bilim insanı Sinop kenti yakınlarında Karadeniz’de araştırma yapmak üzere Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü araştırma ekibine katıldı. 23-28 Haziran 1986 tarihinde ise bu araştırmayı yapan bilim insanları İzmir’de bir atölye çalışmasına katıldı. 24 haziran 1986’da sonuçlar şöyle açıklanmıştır; “Karadeniz’deki yeni Sediman kapanının atıldığı alanda, sudaki Çernobil sezyum izotop düzeyleri bomba döküntüsü yüzeyinden yaklaşık iki kat yüksektir.

ERKEN TANI TARAMA VE TEDAVİ MERKEZLERİ KURULMALI

Doğu Karadeniz’deki radyasyon ve buna bağlı etkileşimler tamamen bir muamma şeklindedir. Etkilenme olmuştur. Ama neye ve ne kadara sebep olmuştur? Sorusunu sormak imkânsız gibi bir şeydir. Bu zamandan sonra bölgede tarama ve erken tanı ve tedavi merkezleri ve hatta hastaneleri kurup iyi gözlemler ve arşiv çalışmalarıyla bundan sonrası için bir veri oluşturulabilir.

Bölgede kanser artışı vardır. Bunun nedenleri için çok kapsamlı ve bilimsel verilere dayanan tezler geliştirilmeli ve biraz da özür niyetine insanların tıbben yaraları sarılmalıdır





Haber:takagazete.com
Ekleme:19-11-2006