SAYFA[1][2][3][4][5]
KARABÖRK BELDESİ
Ana sayfa yap
Sık Kullanılanlara Ekle
ANA SAYFA
KÖYDEN HABERLER
Z.DEFTERİ
RESİMLER
LİNKLER
GİRESUN
GÖRELE
KARABÖRK
T.OSMAN
FORUM
ÇANAKÇI
Bir Şehri Bırakmak

Bu şehirde yağmur altında dolaşılır
Limandaki mavnalara bakıp
Şarkılar mırıldanılır geceleri.
Bu şehrin sokakları çoktur,
Binlerce insan gelir gider sokaklarında..
Her akşam çayımı getiren
Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen
Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir.

Bu şehirdedir
Valsler, foksrotlar altında
Suman'dan, Bramsdan
Parçalar çaldığı zaman dönüp
Bana bakan ihtiyar piyanist.

Doğduğum köye müşteri taşıyan
Şirket vapurları bu şehirdedir.
Hatıralarım bu şehirdedir.
Sevdiklerim,
Ölmüşlerimin mezarları.

Bu şehirdedir işim gücüm,
Ekmek param.
Fakat bütün bunlara mukabil
Yine budur başka bir şehirdeki
Bir kadın yüzünden
Bıraktığım şehir.

Kaynak: Papirus, 1967
Orhan Veli Kanık



Bir Istanbul Yasiyorum
.
Bir Istanbul yasiyorum
Haliç’in damar çeperlerinde
Efil efil rüzgarini Piyer Loti’den
cigerlerime çekiyorum
Sagnak sagnak dualari Eyüp Sultan’in
Binbir tütsülü entarisi mihmandar Sinan’in
Her köse basinda ayri bir itrî letafet
Her adiminda o büyülü zarafet
Süleymaniye kutsal mabet
Rahmetini duyuyorum.


Bir Istanbul yasiyorum
Her gece yatiya kalan Beyoglu
Zivanasiz, iliksiz
kopçali hayatlardan kinaye
devrilen bir tramvay Istiklâl’in gerdani
Devrik bakisli, lâl kaldirimlari
Her adim canli bir hikaye
Kenari sökülen bir Istanbul her adim
Cüceyken devlesen serzenisler
Ayna tutarken Cihangir’de teatral düslere
Dokuz sekizlik nadan dokunuslarla
Kareli aynalara sehriyar
Daragacina mühürler
Sehlâ gözlerinde bir veda.


Bir Istanbul yasiyorum
Hüznün mavisi umudun beyazina karisiyor Galata’da
Bütün sehir emrimde: martilar yok!
Heybemde bin asirlik cografya
Konstantiniyye’den Dersâadet’e
Bir rüyaya uyaniyorum Topkapi Sarayi’nda
Pesimde cariyeler takunyalariyla
kilitleniyorum Bab-i Hümayun’da
sedef kakmali Âsitân’a
Kutsal Emanetler’le bir yolculukta
Med’de batarken Cezir’den doguyor her lahzâ.


Bir Istanbul yasiyorum
Bogaz’da askin günbatimlari
Rumeli’nde Anadolu’nun dikissiz çigligi
Hisar’in basinda Kavak yelleri
Kanatlari yosun bagliyor
Nokta degmemis rihtimlarda
Emirgan’da borçlu kaliyorum bir erguvanin
mor bakisina
Arnavut kaldirimlarinda düse kalka
Sehnisinlerinden sarkarken Tarabya’ya
Her gece gözlerinde menekse
Istanbul’u yasiyorum dört mevsim
leyl ü nehar.


Bir Istanbul yasiyorum
Saltanat kayigiyla umuda pupa yelken
Bogaz’da hizaya çekenler birkaç dizeyi
Sairler Kahvesi’nde gün islanmadan
aksamin feracesinde batiyor
Zülfüne dolan/an adalarin
Iyot kokan imbatlarin
Kuytularina saklanip
Düslerimi Burgaz’dan faytona bindirip
Heybeli’ye dogru çekiyorum
agir aksak, yeknesak.


Bir Istanbul yasiyorum
baska bir yüz, baska bir ten
her seferinde karsima dikilen
Ekmegin yanina katik edebilecegim
Umuda doldurulmus bir bardak demli çay esliginde
Tavlayacagim martilari simidimin arta kalaniyla
Her cebe sigabilecek hayaller tasirken Ümraniye
Alinterine tuz degmis
Yüregi ögütülmemisleri
basarken bagrina
Kimine yekpare, kimine pare pare
bir Istanbul yasiyorum.

.
Seyda Emine Gülsener



Baska Istanbul Yok
.
Burasi Istanbul'dur, gami kasveti gömün,
Çözümü buradadir, yürekteki dügümün.

Baska Istanbul yok ki, gönlü diriltecek,
Tek Istanbul'umuzdur, iksir içeren çiçek.

Hasret kalan denizler, simdi halvet olacak,
Sahitler; Sarayburnu, Kizkulesi, Salacak...

Baligin 'Kavak'lara tirmandigi iki yer,
Anadolu'da Beykoz, Rumeli'de Sariyer.

Kitalar öpüsüyor, açin bakin perdeyi,
Bir dudak Ortaköy'dür, digeri Beylerbeyi.

Asirlara uzanan taptaze zeytin dali,
Büyükada, Heybeli, Burgazada, Kinali.

Piyer Loti'ye çikin, arsa deger boyunuz,
Artik avucunuzda, Haliç, ki 'Altin Boynuz'

Ünlü mimarlar çizmis, usta can vermis tasa,
Ismiyle buradadir, kaç anli sanli 'pasa'...

Yerden filizlenip de, göge ermis yapilar
Masallar diyarina açilmis su 'kapi'lar...

Mimarlar, mühendisler, ustalar sakin, sakin!
Istanbul'a aykiri niyetler varsa, yakin!

Kat kat medeniyetler, en yukardaki elif,
Sakin örtmesin onu, beton desenli kilif.

Haramdan gelen kilo, yakismaz o endama,
Gölge verir içine, kubbedeki her yama...

Silüete doyulmaz, temel harcidir yürek,
Çekilin yaklasmayin, ey balta-kazma-kürek! ..

Yetmis yedi tepeden olusan büyük düzlük,
Yetmis yedi lehçeden olusan Türkçe sözlük.

Yükselir minareler boyu zarif biblolar,
Hayale bile henüz dogmamis bu tablolar...

Sevdali yürek burda alir hayat nefesi,
Uçmak isteyen kusun, gönlündeki kafesi.

Taslar bile dillenir, ezan sesi vurdukça,
Bu Istanbul bizimdir, mavi küre durdukça...

Siz; ressamlar, sairler! Kabugunuzu kirin!
Istanbul'u gelecek asirlara haykirin!

Sanma, Mecnun Leyla'yi issiz çöllerde bulmus,
Yillardir aradigi Leyla'si Istanbul'mus...

(Istanbul:13.04.2005)
.

Ekrem Sama




Seninle Bir Istanbul Geçti
.
Bogazda gemiler vardi, beyazli yesilli
Gülcemal,adalar,her iki kavak
Bir sen bakardin.........
Bakardin............................
Gözlerin kadar derin ve islak
Istanbul a yagmur yagardi.

Erguvanlar giyerdin,çinarlari kusanir,
Hanimeli kokardin yaz aksamlari
Bir sen aglardin...............
Aglardin...............................
Günes batardi Salacak ta
Yüregimde kizilca kiyamet kopardi

Yanginlarca çagirirdin uzak ve mahcup
Tulumbacilar haykirirdi lodosa Kumkapi’da
Bir sen susardin................
Susardin...................................
Susardi Galata da kabadayilar
Heybelide mehtap ansizin pusulardi

Sehzadeler gibi kosardin altin kubbelerinde
Ayasofya,Sultanahmet,güzelim Süleymaniye
Bir sen sevinirdin...........
Sevinirdin...................................
Bayraklara donanirdi Beykoz çayirlari
Taksimde ilk seninle taze bir hazirandi

Berrak,çin çin öten çingiraklar ardinda
Göbekli marul,taze hamsi ve yogurtçular
Bir sen gezerdin.........
Gezerdin.................................
Sahaflarda dokunurdun eski zamanlara
Istanbul, bedesten ipegi gibi parlardi


Kirk yillik hülyasinda bir fincan sicakliginin
Piyerloti ‘den sandallar uçardi Haliç’e
Bir sen dalardin.....................
Dalardin................................
Uzaklardan sarkimiz yükselir perde perde
Uzun bir tülün vardi, aksamlar eserdin


Kizardin hani, top sesleri patlardi surlarinda
Fatih'in eteginde çamur,kadirgalar toz içinde
Bir sen çaglardin.......................
Çaglardin...................................
Burçlara gülle gülle düserdi leventlerin
Barisir gibi çaglarla, sonra gülümserdin


Yedi tepesinde efsaneler saklardin
Saklardin, kiz kulesinde hain yilanlari
Bir sen bilirdin.................
Bilirdin...............................
Sinsice uyduran ve aglayan Hürrem'lerin yaninda
Genç Osman’lar kadere ne yeminler sayardi


Hatirla, hazerfan'lar uçururdun Üsküdar’a
Selamini tasirken her bir kanadi
Bir sen hayrandin....................
Hayrandin...............................
Bogaz beyi gibi magrur ve bir odalik gibi ince
Her telinde saçinin ve kendince, bin Istanbul yasardi



Yanginlarca tutusan yalniz sen degil, bogaz da yalilardi
Hatirla daima ey zamanin zalimi,
Bir sen vardin...................................
Vardin..ve biz................................
Uyanmak istemezdik gecelerden gündüze
Istanbul da her bir ask, bitmeyen bir rüyaydi

.
Sadettin Yilmaz



Albatros
.
Sik sik, eglenmek için, acimasiz tayfalar
Yakalar kanadindan bu deniz kuslarini,
Ürkütücü sularda gemileri izleyen
Yolcularin yillardir dost arkadaslarini.

Gökten inen tasasiz, bu utangaç krallar
Güvertelerin üstüne konduklari zaman
Genis kanatlarini sofuca birakirlar,
Yorgun kürekler gibi, sular üstünde kayan.

Sen ey kanatli yolcu, bir zaman ne güzeldin !
Bak gagani dürtüyor hoyrat tayfanin biri,
Ya öteki, bilir mi bu hale nasil geldin,
Topallayip öykünüyor uçtugun günleri.

Ozan, ey bulutlardan topraga sürgün ece,
Oklara gögüs geren, dostu firtinalarin,
Yuhlarlar yeryüzünde, seni de, gündüz gece
Uçmana engel olur, agir dev kanatlarin.
.

Charles Baudelaire



Güzelligin On Par'Etmez
.
Güzelligin on par'etmez
Bu bendeki ask olmasa
Eglenecek yer bulaman
Gönlümdeki kösk olmasa

Tabirin sigmaz kaleme
Derdin dermandir yareme
Ismin yayilmaz aleme
Asiklarda mesk olmasa

Kim okurdu kim yazardi
Bu dügümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir baska bask'olmasa

Güzel yüzün görülmezdi
Bu ask bende dirilmezdi
Güle kiymet verilmezdi
Asik ve masuk olmasa

Senden aldim bu feryadi
Bu imis dünyanin tadi
Anilmazdi VEYSEL adi
O sana asik olmasa.
.

Asik Veysel Satiroglu

Yasamaya Dair (1-2-3)
.

1

Yasamak sakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yasayacaksin
bir sincap gibi mesela,
yani, yasamanin disinda ve ötesinde hiçbir sey beklemeden,
yani bütün isin gücün yasamak olacak.

Yasamayi ciddiye alacaksin,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kollarin bagli arkadan, sirtin duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleginle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmedigin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamisken,
hem de en güzel en gerçek seyin
yasamak oldugunu bildigin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksin ki yasamayi,
yetmisinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalir diye degil,
ölmekten korktugun halde ölüme inanmadigin için,
yasamak yani agir bastigindan.

1947

2

Diyelim ki, agir ameliyatlik hastayiz,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün degilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de gülecegiz anlatilan Bektasi fikrasina,
hava yagmurlu mu, diye bakacagiz pencereden,
yahut da sabirsizlikla bekleyecegiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüsülmeye deger bir seyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanip ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hinçla bilecegiz bunu,
fakat yine de çildirasiya merak edecegiz
belki yillarca sürecek olan savasin sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
yasimiz da elliye yakin,
daha da on sekiz sene olsun açilmasina demir kapinin.
Yine de disariyla birlikte yasayacagiz,
insanlari, hayvanlari, kavgasi ve rüzgariyla
yani, duvarin ardindaki disariyla.

Yani, nasil ve nerede olursak olalim
hiç ölünmeyecekmis gibi yasanacak...

1948

3

Bu dünya soguyacak,
yildizlarin arasinda bir yildiz,
hem de en ufaciklarindan,
mavi kadifede bir yaldiz zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamiz.

Bu dünya soguyacak günün birinde,
hatta bir buz yigini
yahut ölü bir bulut gibi de degil,
bos bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlikta uçsuz bucaksiz.

Simdiden çekilecek acisi bunun,
duyulacak mahzunlugu simdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
'Yasadim' diyebilmen için...

(Subat 1948)
.
Nazim Hikmet Ran



Sere Serpe
.
Uzanip yativermis, sere serpe;
Entarisi siyrilmis hafiften;
Kolunu kaldirmis, koltugu görünüyor;
Bir eliyle de gögsünü tutmus.
Içinde kötülügü yok, biliyorum;
Yok, benim de yok ama...
Olmaz ki!
Böyle de yatilmaz ki!
.

Orhan Veli Kanik



Aklimda Bir Tek Sen
.

Gölgelenir mutluluk içimde,
Yalnizliga uzanir bir yol.
Susarim, söyleyemem kimseye,
Için için aglarim bazen.
Bir hatira, dünü yasatan,
Bir resim, bir nota veya sen!
Zaten her zaman aklimdayken...

Dökülür bir damla gözyasi,
Bir hiçkirik, kirilan bir kalp!
Yalnizca aci olur sonu...
Özlemler bende yasar,
Yasayan ruhunla beraber!
Bir hayal, bir düs gibi
Kaybolur, geçer yillar...

Sonunda kalan kalbimde;
Belki hüzün, belki ask
Veya bir tek sen...

.
Abacan Askisev Senkal






Nerdesin
.
Geceleyin bir ses böler uykumu,
Içim ürpermeyle dolar: - Nerdesin?
Ariyorum yillar var ki, ben onu,
Asikiyim beni çagiran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgara karisir gider.
Gün olur pesimden yürür beraber,
Ansizin haykirir bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atip içimden,
Varligimi yalniz ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana ''Gel'' desin
.
Ahmet Kutsi Tecer




Gülüsün Eklenir Kimligime

.
Gün biter gülüsün kalir bende
anilar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayriliklar toplamidir
yarim kalan bir siir belki de

Aykiri anlamlar arayip durma
güz bitip sular köpürür de
kapanmaz gülüsünün açtigi yara
uçurum olur zaman her gece

Her gece yeni bir savas baslar
aci ses olur, ses deli yagmur

Sigindigim her yer adinla anilir
ben girerim sokagi devriyeler basar
Bir de gülüsün eklenir kimligime.
.
Ahmet Telli