Ne Kalacak Elimizde....
Her Karadeniz Kasabasında olduğu gibi Beldemizin kendine ve doğasına has özellik var. Karabörk’ü Karabörk yapan, Karabörk’ü yaşanacak yer yapan bu özelliklerini teknoloji çağının ilerlemesiyle ve şehirleşme yolunda attığı adımlarla yavaş yavaş kaybettiğini üzülerek gözlemlemekteyim.
Nedir bu özellikler,
1-Güzelim Ormanlar,
Çoğumuz biliriz İstanbul’dan Giresun’a karayoluyla seyahat ederken Gerede’yi geçtikten sonra kıraç topraklar başlar. Bu kıraç toprakların bazı yerlerinde çölde görülen serap misali ırmak kenarlarında ağaçları görürüz. Bunlarda genelde kavak ağacı olur. Ben bu manzaraları gördüğüm zaman düşünüyorum “Bu insanlar bu kıraç topraklarda nasıl yaşıyorlar. Buralarda doğupta büyükşehire göç etmiş insanlar fazla zorluk çekmez. Çünkü burdada kıraç bir yerde yaşıyorlar büyükşehirdede”. Bu kıraç toprak ta ki Samsun sınırlarına varıncaya kadar devam eder. Samsun’u geçince fındık bahçelerini gördüğümüz zaman danlarız Karadeniz!e geldiğimizi ve şöyle bir rahatlar derin bir nefes alırız.
Her yıl köye gittiğimde köydeki o güzelim ormanların nasıl yok olduklarını fark ediyorum. Bu gidişle diyorum 10 bilemedin 15 sene daha buralarda orman görürüz herhalde. Bundan yaklaşık 2 ay önce köye gittiğimde Geyiktepesine ve Dedemyatağına çıktım. Dedemyatağından Gıllak tarafında doğru bakıldığında 10-15 yıl önceki ormanların nasıl yok olu yerini kıraç topraklara bıraktığını gördüm. İnanın İstanbul Kemerburgazdaki piknik alanlarında buralardan daha sık ormanlar var. Bizim çocukluk yıllarımızda akbaşın başında birbirine nispet yaparcasına sırt sırta vermiş ve özelliğini bulunduğu yere de vermiş 2 adet gürgen ağacı vardı. Evet çiftegüngen. Şimdi bu ağaçların kesilmesinden sonra Çiftegürgen öksüz kalmış.
İnanın bu bilinçsiz tüketim ve orman düşmanlığıyla bizim köyümüz İçanadolu, Dogu-Güneydoğu bölgelerinden farkı kalmayacak duruma gelecek. Belde halkımız devlet tarafından yapılan kömür yardımlarını değişik şekillerde kullanmak yerine yapılan bu kömür yardımlarını yakacak olarak kullansa ve bunun yanısıra ihtiyacı kadar odun yapıp bunuda fındık bahçesinden karşılasa bölgemizin velinimeti olan bu ormanları koruma altına alsa daha iyi olmazmı?
2-Dereler ve Balıklarımız
Yaşı 25 ve üzeri olanlar bilirler karabörk deresi devret, kemer köprünün altı ve şu anki belediyeni altındaki yüzme yerleriyle meşhurdu. Bu yerler benim diyen olimpik havuzlara taş çıkaracak güzellikte yerlerdi. Suları pırıl pırıl içilecek kadar temiz akardı. Hepimizin bildiği gibi son yıllarda hızlı bir şekilde bu dereleri kirletmeye başladık. Başladık diyorum çünkü bu sorun hepimizin sorunu. Buraları kirleten belediye veya yerel yöneticiler değil buraları halk olarak bizler kirletiyoruz. Belediyeler ve yerel yöneticiler bu dereler kirlendikten sonra nasıl temizleriz derdine düşmüşler. Elindeki değerlerin kıymetini bilmez kaybettikten sonra anlarsan sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsın. Biz halk olarak kendi değerlerimize ne kadar sahip çıkabiliyoruz.
1990 yıllarında köyde kaldığım dönemlerde gecekderesine akşamları 10-15 olta kurar sabah toplamaya giderdim. Abartısız bu oltaların boş çektiğimi hatırlamıyorum. Birinde olmasa birinda mutlaka balık olurdu. Biz halk olarak ne yaptık, dereye zehir attık, kireç attık. Sen halk olarak değerlerine sahip çıkmazsan buna kim yasak getirip önüne geçebilir. Niye attık bugün tutacapımız 2 tane tipsinin derdine düştük. Düşünemedikki bu balıklar bitecek. Aklımızın köşesinden bile geçmezdi. Birileri söylasa gülüp geçerdik. Ama ne oldu şimdi. Derelerdeki balıkları tüketip suni balık havuzlarında yetişen balıkları yemek zorunda kaldık.
Bir dostumla sohbet sırasında söylediği şu söz beni çok düşündürdü. “Ben süt veren bir ineğim, benim bugün karnım aç ve süt veremiyorum. Siz ne yapıyorsunuz. Beni kasaba satmaya çalışıyorsunuz. Benim önüme biraz ot atınki ben yine süt vereyim. Etimden bir defa faydalanırsınız. Sütümden her gün” Evet arkadaşlar elimizdeki değerlerin kıymetini iyi bilmek zorundayız. Eğer elimizdekilerin kıymetini bizler bilmez isek birileri mutlaka bilir. Önemli olan kaybettikten sonra değerinin bilinmesi değildir.
Karabörk üzerinden Sisdağı, Alaca, Kadırga yaylalarına adam gibi yol olsaydı ve bu yaylalara gidecek kişiler buraları kullansaydı bu dere içine tesisler yapılıp bu derenin insanları faydalanmış olsaydı daha iyi olmazmıydı. Bizler 2 yıl öncesine kadar araçla yaylaya Trabzon veya Kürtün üzerinden gidiyorduk. İşte bunlar bizim acizliğimizden kaynaklanmakta idi.
Karabörk ve Karabörk’lü gün geçtikçe kendini geliştirmekte ve kendine yeni hedefler seçmektedir. Son yıllarda görüldüğü gibi kültür ve eğitim açısından büyük atılımlar olmuştur. Bunların devamının geleceği şüphesizdir. Bizler yeni gelecek nesillere örnek olmalı ve bayrak yarışında bu gençleri yarışın içine alırken iyi yetiştirmeliyiz.
Selam ve saygılarımla
Raşit CIRIT
Ekleme:30-06-2006
MESAJ YAZMAK İÇİN TIKLAYINIZ