Büyüklerden İnciler
KARABÖRK'DE ISLIK
Doğu Karadeniz Türkleşmeden önce Karadenizin dağlık iç kesimleri atıl ve boş bir halde idi.
Türkler 1300'lü yıllarda Karadenize inmeye başlamışlar ve bu iniş önce genelde Karadenizin kırsalına olmuştur.
Bölgede o zamanlar yaşayan Pontus Rumları genelde sahil kesiminde veya düz ve ekilebilir iç bölgelerde idiler.
Karabörk'ün ilk Türkleşmeside 1400 yıllarıdır.Buraya inen Yeniçeri Türk boyu hayli fazla bir hayvan sürüsüyle gelir ve Karabörk'ün bir tepesine yerleşir.Bu tepeyede kültürleri gereği Akbaş adını verirler.
Türk boyu Karabörk'e indiğinde, Karabörk tamamen atıl ve boş bir arazi idi.Sadece Kuş köyde kisebeleninde(bu gün kisebükü denir), Karabörk Yeniköy mahallesinde ve Şadı'da Pontus Rumları mevcuttu.Diğer bütün araziler boş ve atıl bir durumda idi.
1400'lerde Karabörk'e inen Türk boyu yeniçeriler, burda geniş hayvan otlatma sahası bulurlar ve Gümüşhane üzerinden buraya inerler.
Buraya gelen bu Türk boyu, gelişlerinde Kültürel özelliklerinide beraberinde getirirler.
Bunlardan ilk özellik yerleştikleri bu araziye kültürlerinin bir parçası olan, inançlarını, yaşadıkları yerlere isim olarak verme kültürü doğrultusunda, Akbaş adını verirler.
Giyim , kuşam ve yaşamın her alanında, Türk örf ve adetlerini bu topraklara getirirler ve gelen diğer Türk boylarıyla beraber yeni ananelerle kaynaştırarak bu örf ve adetlerini hala torunları vasıtasıyla Karabörk'de devam ettirirler.
Buraya gelen bu Türk boyu, Karadenizin diğer yerlerine yerleşen Türklerle gibi, Islığı Karabörk'e getirirler.Geldiklerinde muğlak bir şekilde, dar cümleler halinde, bir kaç kelime ve hayvan yönlendirmede kullanılan bir dil olan ıslığı, arazinin engebeliğinden, ulaşımın zorluğundan, haberleşmenin imkansızlığından ve derin vadilerden dolayı mecburi olarak, bir kaç kelime hazinesinden çıkarırlar ve yavaş yavaş bir konuşma ve anlaşma dili haline getirirler.
Zamanla öylesine bir boyuta gelirki, yeni kelime hazinelerini bile söyleme ve anlatma olgusuna erişir ve tamamen tepelerden tepelere Karabörk'de bir konuşma dili halini alır.
Karadeniz'e inen diğer Türk boyları ıslığı geldikleri halde dar kalıpla konuşurlar ve öylece kalırlar.Zamanlada nesilden nesile aktaramazlar ve unutulup gider.Bu gün Karabörk'den başka yerde ıslık konuşulmuyorsa bu dile önem vermeyip unutanların bir hatasıdır ve torunlarına aktarmaktan mahrum ettikleri bir kültür hazinesidir.
Bazı yerleşim yerlerinde konuşulsada yapılan araştırmalarda bu dilin yüzde olarak az bir seviyede kaldığını ve Karabörk dışındaki yerlerde unutulmak üzere olduğunu gösterir.
Karabörk'de bu dil kullanılırken, gelen yeni Türk boylarıda Yeniçeri Türklerinden bu dili mecburi olarak arazi ve haberleşme zorluğu bakımından kısa zaman dilimi içinde öğrenirler.
1400 yıllarında Karabörk'e inen Türklere daha sonra gelen yeni Türk boylarıda eklenince arazi darlaşır ve büyük hayvan sürülerini otlatmak için yeni alanlar gerekir.
Kuş köy eteklerinde Rumlar yaşadığından, Karabörk Türkleri Kuş köy tepelerine yerleşir ve Kuş köye yerleşen ilk Türklerde böylece Karabörk Türkleri olur.Bu Türklerle beraber ıslık Kuş köyede taşınmış olur.Kullanım alanı geniş bir vadiye yayılır.Daha sonra Karabörk Türkleri dışında gelen yeni Türk boylarıda 1850 yıllarında Kuş köye yerleşir ve diğer Türk boylarından ve Yeniçeri Türklerinden bu dili onlarda öğrenirler.
Islık bir haberleşme aracı olarak, Sis Dağı eteklerinde, Karabörk Geyiktepesi sırtlarında ve Çifte Gürgen arasında insanların birbiriyle anlaşabildiği bir haberleşme aracı olur.
Hayvan otlatmada, imece çağırmada, karşıdan karşıya 2-3 km. mesafeden birbirlerine haber ulaştırmada en çok kullanılan bir dil olur.
Belki bilerek, belkide bilmeyerek bu dili geliştirip bu gün bu coğrafyada konuşulan bir Kültür hazinesi haline getirirler.
Türk ve Dünya Kültür mirasını koruma dernekleride Karabörk'lülere bu kültürü yaşatıp geliştirdikleri için çok şey borçludur.
Islık Dili, bu bilgiler ışığında bu gün itibarıyla, Karabörk öz Kültürüdür.
Her ne kadar isim ve ad değiştirmiş olsada, Dünyada ve Türkiyede var olan gerçek bu bir konuşma dilidir ve adıda Islık Dilidir.
Derleyen ve yazan:İbrahim Cırıt
Ekleme:27-04-2006
ibrahim_cirit@hotmail.com