KARABÖRK,TEKNOLOJİ VE ESKİ BAYRAMLAR
Gelişen teknolojiyle beraber,insanoğlunun hayatının tamamına yakını değişim göstermiş,adeta makinalarla içiçe bir yaşam dünyaya hükmeder hale gelmiştir.Çok değil yirmi yıl öncesinde benim köyüm Karabörk ve memleketimin bir çok köyünde radyo dahi bulunmazken ve lüks sayılırken,bugünkü yaşamda televizyon evlere girmiş,insanlar yirmi yıl önce çevirmeli telefonla haberleşirken,bugün cep telefonu ve internetle tanışmışlardır ve bu teknolojik ürünlerin tamamı,eski yaşamın hüküm sürdüğü köylere dahi girmiş ve hakimiyetini ilan etmiştir.
Gelinen bu noktada,insan olarak hepimiz, özümüzden her geçen gün bir şeyleri kaybederken,yeni bir kültürle tanışıp,onun etki alanına girmiş,insani değeri bol,doğayla içiçe ve uyumlu olan eski yaşam tarzlarını terkeder olmuşuzdur.
Bu bağlamda,yirmi yılını köy yaşamıyla geçirmiş olup,yirmi yıl sonra şehir yaşamına başlamış bir kişi olarak,eski köy yaşantımı bir başka özler olmuşumdur.Bilinmez belki bu gurbette geçen yaşam zorluğundan,belki sıla hasretinden,belkide yaşadığım bu şehri bir türlü kabul edemeyişimdendir.
Özlemlerim her zaman Karabörk adına ağır basmaktadır.Her zaman yaşadığım bu İstanbul'da bir emanetci olduğumun düşüncesindeyim.En son dönüp yaşam dağarcığıma devam edeceğim yer orası,Karabörk'dür.Bu bilinçle yaşamımı sürdürdüğüm İstanbul'ada hiç bir zaman ihanet içinde olmadım ve burada şehrin kurallarına da uyup,bir şehirli gibi yaşamımı sürdürmeye çalışıyor ve mümkün olduğu kadar köy kültürümü hep içimde saklıyor,onu her gidişimde köyümde yaşamaya çalışıyorum.
Eski yaşamlar, yirmi yılını içinde yaşadığım köy yaşamı,bana her zaman daha dostane,daha içten ve daha insancıl gelmektedir.Çok eskileri bilemem ama, okuduklarımdan emin olduğum nokta,o zamanların bundn daha iyi olduğudur.Her ne kadar coğrafi şartlar ve günün ekonomik mecburiyetleri gereği yaşam bu günkünden daha zor olmuş olsada, maddiyatın değil,maneviyatın öne çıktığı,yardımlaşmanın sınırsız olduğu en iyi insanı dönemlerdir.
Bu eski yaşamların içinde olan ve bu gün hala bir nebze olsun sürdürülmekte olan bir gelenek vardır ki köy kültüründe,onu yerinde yaşamak için fırsat buldukca koşar adımlarla gidip, orada, köyümde yaşarım.
Evet!Eski bayramlar.......
Ramazan(oruç)ayı biter, arefe gelir,bir tatlı telaş insanlarda,sorma gitsin.Temizlikler ve tatlılar yapılır.En önemli güzelliği ise yapılan bayram helvasıdır.Kavrulan un toplar halinde şekillendirilip tepsilere dizilirdi.Gelen misafirlere bu yöresel helva ikram edilirdi.Bir top helva alıp, onu didip yemek ne kadar da hoşuma giderdi.Hepsini bitiremezdim.Babaannem bağırırdı....Artık yapma,hepsini ye diye.Şimdi ne babaannem helva yapabiliyor,nede komşular bu kültürü devam ettiriyor.Değişen yaşamla beraber oda yok oluyor.
Kıt kanat imkanlarla alınan bayramlıkları özenle giyer,köyün çamurlu yollarında çamurdan korumak için ne gayretler sarfederdik.Hele bir büyüğümüzden bayram harçlığı alırsak dünyanın en mutlu insanı olurduk.
Namaz çıkışı camiden çıkmadan sırayla bayramlaşılırdı.Yine var ama gördüğüm kadarıyla yaşlılar arasında devam ediyor,gençler pek uymuyor bu geleneğe.Hele Değirmenyanda herkesin dağılmadan birbiriyle bayramlaşmak için yarışması bir başka güzellik idi.Mahallelere dağılır,büyüklerin ellerini öper, dualar alırdık.Saçlarımız okşanırdı.Ne güzeldi o yaşadığım günler.Zamanı bir geri getirebilsem keşke, güzelliklerini yaşayabilmek için.
Hele Kepcu Mustafa amcadan, bize gelen bir bayram tebriği almışsak bir sevenimizden,nede mutlu olurduk.Artık ne tebrik kaldı,nede Kepcu Mustafa amcanın PTT.acentası.O da yok oldu.Yerini yeni çağın kültürü cep mesajları ve internetler aldı.Ben dahil bir bütün olarak hepimiz bu kadar makina kültürü etkisine girmemiş olsaydık keşke.Manevi yönü ağır basan eski yaşamlardan bazılarını tüm zorluklarına rağmen yaşatabilseydik.
Kurban Bayramları bir başka mana ifade ederdi.Bu günkü gibi ekonomi çok iyi olmadığından, insanların büyük bölümünün ekonomik durumu iyi değildi.Kesilen kurbanlıklar bu ailelere ulaştığında çifte bayram yapılırdı.Yılda bir görülen et evden içeri girmişti.İşte o zaman Hz.İbrahim'in ve Allahu Tealanın kurbana verdiği önem ve insanlara farz değerinde bir görev olarak vermesinin tüm güzelliği ve hayır yönü çıkardı ortaya.Gelen etlerden hemen bir ön kavurma yapılır, afiyetle yenir,dualar edilirdi.Kalan etler büyük bir bakır tencerede kavrulur,yine bu bakır tencerede aylarca saklanırdı.Bu günkü gibi teknolojik buzdolaplarında saklanmaz, doğal yaşamın kuralları gereği,insanların kendi kendine yaratığı yöntemle saklanırdı.
Yaşamın sadeliği, içten ve samimiliğiyle beraber,artık eski kültür, eski bayramlar,eski yaşamın neredeyse tüm özellikleri ve güzellikleride teknolojiye yenilmektedir.Bazı kalıntılar devam etse bile bunlarda yok olmaya yüz tutmuş son demlerdir.İnsanoğlu ne kadar makinayla yaşamı geliştirirse,insanlikda o derece yok olacak,yozlaşacak,maddiyat dünyamıza hakim olup hüküm sürecektir.
Bu bağlamda,samimi olalım,dost olalım, insan olalım.İyi bir insan olmak,diğerlerine saygıdan geçer.....
Kültürümüzü unutmayalım, yaşayalım ve yaşatalım.
Hepinize iyi bayramlar dilerim........
Kalın sağlıcakla............
İBRAHİM CIRIT.
ibrahim_cirit@hotmail.com
Ekleme:12-01-2006
BU YAZIYA MESAJ EKLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ