KARABÖRK BELDESİ
Ana sayfa yap
Sık Kullanılanlara Ekle
ANA SAYFA
KÖYDEN HABERLER
Z.DEFTERİ
RESİMLER
LİNKLER
GİRESUN
GÖRELE
KARABÖRK
T.OSMAN
FORUM
ÇANAKÇI
KÖŞE YAZARLARI



İBRAHİM CIRIT






RAŞİT CIRIT





RIFAT KÖÇEK





ÜMİT ÇOBAN






HAYDAR KARAMAN






UĞUR CIRIT






HASAN BEBEK







AHMET BİLGE








ASLAN KARAMAN







KEMAL KÖSE







EKREM KAYACI






TURGAY KARADİREK
YAZARIN ÖZ GEÇMİŞİ




YAZARIN DİĞER YAZILARI




ORMANA BAKIŞ VE PAZARLAMA TEKNİKLERİ



KESTANE FİDANI ÜRETİM YÖNTEMLERİ



SAFRAN BİTKİSİNİN ÖNEMİ





ORMANA BAKIŞ


Yıllardır bizim köyün mezarlığındaki ağaçların isimlerinin ne olduğunu merak etmişimdir… Merakım üzeri sorduklarım ‘doruk ağacı’ diye cevap veriyorlardı. Bunun yanında meşeye garigen denmesi, kayın ağacına da gürgen denmesi v.b. Neyse üniversiteyi kazanınca öğrendim doğruları. Meğerse mezarlıktaki ağaçların ismi doruk ağacı değilmiş. Sarı çam, kara çam, göknar, ladin diye isimleri varmış. Oysa ki bizim köyde hepsine birden doruk ağacı deyip dururlar. En sonunda daha iyi bir şey öğrendim ki meğerse, bizim oralar ladin ağacı (köylülerin deyimiyle doruk ağacı) için oldukça uygunmuş. İnsanlarımız böyle 30-40 yılda kesilecek kadar ancak büyüyen bu ağaçları keserken hiç mi hiç kestikleri o ağacın nasıl büyüdüğünü düşünemiyorlar. Bir insanın parmağına diken batmasının sızısını düşünün, dayanılmazdır değil mi? Eğer böyle kıyaslama yaparsak kesilen ağacın çektiği acıyı bir düşünün. Düşünüyorum da bizim Gıllak Deresi’ne benim dayı oğlu ile balık avına gidiyorduk ve derenin kenarında onlarca kesilip alınamadan çürümeye yüz tutmuş Ladin ağaçları… Acaba insanlarımızın ağaçlara karşı bir düşmanlığı mı var anlamış değilim doğrusu. Zaten kesmenin kanunen çok ağır cezası var. Eee madem bu ağaçları, kanunları boşlayıp kesiyorsunuz o zaman niye çürütüyorsunuz.

Çürüteceğiniz ağacı niye kesiyorsunuz?

İnsanlarımızın ormanlara karşı böyle duyarsız davranması ilerisi için hiç iyi değil. Bir İçanadolu veya Doğu bölgelerine gittiğimizde hiç yeşillik yok diye yakınırız. Oysa oralarda yeşilliğin olmama nedeni yörelerdeki insanların ormanlara karşı duyarsız olmalarından başka hiçbir şey değil. Eğer kendi yörelerimizin, insanı kendisine hayran bırakan yeşilliğinin yok olmasını istemiyorsanız lütfen ormanlarımıza karşı hassas ve duyarlı olalım.

Eğer, bir kuruluş elindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanamazsa o kuruluşun sessizliğe bürünmesi fazla uzun sürmez. Herkes her ne yaparsa yapsın elinde olanı en iyi şekilde kullanmalıdır. Ellerindeki malzemeyi iyi kullanmayanlar başarısızlıkla yüz yüze kalmak zorunda olurlar. Ve sonuç her zaman hüsran olur.


PAZARLAMA VE PAZARLAMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Pazarlama, kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayacak mübadeleleri gerçekleştirmek üzere fikirlerin, malların ve hizmetlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir.

Pazarlamanın Tarihi Gelişimi : Pazarlamanın gelişme sürecini şu şekilde sıralayabiliriz:

1) Üretim anlayışı dönemi :
Özetle “ne üretirsem onu satarım” şeklinde ifade edebileceğimiz bu dönemde işletmeler üretim yönlü veya üretim anlayışındadır. Üretim ve mühendislik yöneticilere işletme yönetimine hakim olup, satış bölümünün esas işi fiyatı bile çoğunlukla üretim veya finansman bölümlerince belirlenen çıktıyı satmaktır.

2) Satış anlayışı dönemi : Bu dönemde de hakim olan düşünce tarzı “ne üretirsem onu satarım, yeter ki ne satmasını bileyim” şeklinde ifade edilebilir. Dolayısıyla malları üretmenin değil, satmanın en büyük sorum olduğu; işletmelerin yoğun bir biçimde tutundurma çabalarına yöneldiği bu dönemde, işletme yönetiminde satışın ve satış yöneticilerinin önemi ve sorumlulukları artmıştır.

3) Pazarlama veya pazarlama anlayışı dönemi : Bu dönemde tüketiciyi tatmin edecek kâr sağlama anlayışı yaygınlaşmıştır. Sadece satışla ilgili faaliyetlerin değil, çeşitli bölümlerde dağınık olarak yer alan tüm pazarlama ile ilgili faaliyetlerin artık bir pazarlama bölümü altında bir araya getirilmesi yoluna bu dönemde gidildiğinden bu döneme pazarlama dönemi veya pazarlama bölümü dönemi de denmektedir.

İşletme yöneticilerinin iş anlayışında ekonomik gelişmelere bağlı olarak önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Bunlar sırasıyla :
1) Üretim anlayışı
2) Satış anlayışı
3) Pazarlama anlayışı
4) Sosyal pazarlama anlayışı

Bu anlayışlar işletme yöneticilerinin toplum menfaatlerine ve tüketicilere bakış açılarına göre farklılık gösterirler.

1) Üretim anlayışı : Mamul kavramına dayanır. Bu dönemde mühendislik hizmetlerine ve üretime ağırlık verilmiştir. Kaliteli ve uygun fiyatlı mamuller üretmek, tüketicileri de olumlu davranış içine itecektir. İstenilen düzeyde kâr ve satış için satışı arttırıcı herhangi bir çaba gösterilmesine gerek yoktur.

2) Satış anlayışı : Üretim anlayışından farklı olarak üretimin yerine üretilen mamullerin satışı kavramına dayanır. Artan rekabet ortamına bağlı olarak satış işlerine önem verilmiştir. Buna bağlı olarakta üretim bölümü tarafından yürütülen satış işlemleri pazarlama araştırmaları, reklam faaliyetleri gibi farklı bölümler içerisinde yürütülmeye başlanmış yada satış bölümü içerisinde daha önemli bir konu olarak yürütülmüştür. Satış yapabilmek için mutlaka satış arttırıcı çabalar gösterilmeli ve bunun içinde maddi hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamalıdır. Satışı arttırıcı teknikler geliştirilmiştir; fakat bu tekniklerin uygulanmasıyla (tüketiciyi baskıyla alıma yönlendirmek, yanıltıcı reklamlar gibi) bu anlayışın pek sağlıklı olmadığını kısa zamanda görülmüştür.

3) Modern Pazarlama anlayışı : Modern pazarlama anlayışı aşamasına ulaşıldığında işletme yöneticileri iş anlayışlarında köklü değişiklikler yapmışlardır. Bunun nedeni ise sadece satış teşvikleriyle konunun gelinemeyeceğini anlamalarıdır. Gelinen bu anlayışa birlikte iş dünyasındaki başarının sırrı olarak tüketicilere maksimum tatmini sağlamak ve onların istek ve ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapmak görülmüştür. Dolayısıyla işletmelerin faaliyetlerinin odak noktasını müşteriler oluşturmakta ve tüketiciye yönelik pazarlama anlayışı ile hareket edilmektedir.

4) Sosyal pazarlama anlayışı : “Sorumlu tüketim” , “Akıllı tüketim” gibi değişik terimlerle ifade edilen bu anlayış pazarlamaya son yıllarda girmeye başlamıştır. Çevre kirliliğinin artması, kaynakların sorumsuzca tüketimi, sosyal hizmetlerin gerektiği gibi yapılmaması vb. olumsuz nedenler sınırsız bir şekilde tüketici isteklerinin karşılanmasının uzun vadede toplumun aleyhine olabileceğini göstermiştir. Bu anlayış daha çok kâr amacı gütmeyen dernek, vakıf, sendika gibi kuruluşlar.

Günümüzde firmaların pazarlarda başarılı olabilmesi için tüketici (satın alıcı) istek ve gereksinmelerine uygun bir mal ya da hizmet üretmiş, uygun bir fiyat saptamış olması ve istenildiği yer ve zamanda bulundurması yeterli olamamaktadır. Firmalar modern pazarlama karması içinde yer alan ve farklılaşan pazar yapısı, firmaların pazarda bir yer edinmesi, pazarını koruması ve geliştirmesi için tüketicilerin, firmaların ürettiği mal ya da hizmetler konusunda bilgilendirilmeleri ikna edilmelerine ilişkin işlevleri içeren tutundurma kavramına da önem vermek zorundadırlar. Kişisel olmayan tutundurma teknikleri arasında yer alan reklam, aynı grupta yer alan halkla ilişkiler ve satış geliştirme kavramlarıyla modern pazarlamanın vazgeçilmez elemanlarıdır.



Hasan Bebek
Orman mühendisi
Ekleme13-04-2006






MESAJ YAZMAK İÇİN TIKLAYINIZ
BU YAZIYA EKLENEN MESAJLAR


arkadaşıma

hey gidi arkadaşım demek artık orman mühendisi oldun helal olsun ben bişey olamadım ama beraber okuduğum arkadaşlarım böyle meslek sahibi olunca çok seviniyorum kendine iyi bak allah yolunu açık etsin...
HAVA BEBEK (3/10/2008)