Osmanlılar Devri Fetihten Duraklama Devrinin Sonuna Kadar
Fatih Sultan Mehmet, Sinop ve Amasra dolaylarını kolayca fethedince, ordusuyla beraber Türkmenistan üzerine gidiyormuş hissini vererek, Erzincan üzerinden Trabzon'a yöneldi. Niksar, Şebinkarahisar ve Gümüşhane'ye fethedip Doğu Karadeniz Dağları üzerinden yeniden yol açarak Trabzon'a geldi. Daha önce gelen Mahmut Paşa komutasındaki Osmanlı donanması bekliyordu. Fatih Sultan Mehmed'i Pontos Kralı Davit şehir dışında karşıladı. Şehrin anahtarlarını teslim ederek af dileğinde bulundu. Affedilerek gemi ile İstanbul'a gönderildi.
Fatih Sultan Mehmet komutanlarından Hızır Bey'i Trabzon valiliğine tayin ederek çevredeki kaleleri fethetmelerini emretti. Bu kumandan Görele Kalesini fethederek kesin olarak Osmanlı Devleti'ne kattığı anlaşılmaktadır.
Fatih, Trabzon seferini son derece gizli tutmuştu. Yakınlarından biri ona seferin yerini sorunca, Fatih ona: "Şayet sakalımın tellerinden biri bilse derhal onu yolarım" cevabını verdi.
Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ın annesi Fatih'e: "Oğlum, bir Trabzon için kendini bu kadar yormak çok değil midir?" deyince, Fatih: "Valide, İslamın kılıcı benim elimdedir. Eğer bu zahmetlere katlanmayacak olursam, 'gazi' ünvanına layık olamam. Bugün, yahut yarın Allah'ın huzuruna çıkınca sonra mahcup olurum" cevabını verdi.
Yüce Fatih niçin hazırlıkların bu kadar gizli tutmuştu. Neden Şebinkarahisar- Trabzon yolu yerine gür ormanların kapladığı Zigana geçidinden günlerce uğraşarak yeni yol yaptı.
M. Kemal Yanbey'in, Trabzon'un Fethi isimli kitabında da bahsedildiğine göre, Rum Ordusu yirmibin kişiydi; donanması da Osmanlı donanmasına eşitti. Çevre yolları ve geçitleri kalelerle kesilmişti. Bu kaleler arasında haberleşmek ve yardımlaşmak çok kolay ve mümkündü.Ayrıca halk böyle bir savaşa hazırlıklı idi. Bu sebeplerden dolayı Zigana dağlarından yeniden yol açmayı Fatih daha ehven-i şer buldu.
Bugün çevrede gördüğünüz kale kalıntıları o devrin hatıralarıdır.
Şehir, kasaba ve kıyıların Kazaklar ve korsan baskınlarından korunması için Trabzon'da bırakılan donanmaya Fatih, Amiral Kazım Beyi tayin ederek yeni fetihler için İstanbul'a doğru yola çıktı.
Yeni fethedilen yerleri, Osmanlılar hemen iskan (göçmen yerleştirme) ederlerdi. Trabzon dolayları da fethedilince insan yerleştirilmesi, Türkleştirilmesi gerekti. Bu sırada doğuda yaşayan Horasan asıllı Çepniler başlarında bulunan Acem meliklilerine isyan ettiler. Bu isyan önlenemeyince kovuldular, çeşitli boylar halinde, kırk bin çadırlık bu toplum, Tirebolu, Görele ve Vakfıkebir'e yerleştirildiler.
O zamanın bir başka yerleşme şekli de, abdal, derviş, şeyh, şah veya melikelerden birinin boş ve verimli bir araziye yerleşmesi ve etrafına bir takım insanları toplaması ile olurdu. Diğer yerleştirme şekli ise sürgündü. Tamamen padişahın arzusu ile yeni fethedilen bir yeri yurtlandırmak için, bir başka yerin halkı kaldırılarak buraya yerleştirildi. Bazen de vergi vermeyen isyan eden yerlerin halkı, mecburi iskana (yerleştirme, sürgün) tabi tutulurdu.
Görele'ye yerleştirilen Çepniler, geldikleri yerlerin özlemini taşıyorlardı. Oralarda esnaf çiftçi ve çobandılar, burada da aynı işleri yaptılar. Oradaki yurtlarının isimlerini buradaki yurtlarına taktılar. Bir misal "Heri" gibi. Yine halk arasında ağızdan ağıza gelerek kısaltılmış bir söz vardır: "Horasanda bir kot tarlası var". Bu cümlenin asıl şekliyle anlamı şuydu: İlk gelen Çepniler, yeni yerlerini bir türlü beğenip yerleşemiyorlardı. Kızıp, azıp, bağırıp tekrar eski yurduna hareket ediyorlardı. Ondan sonra her azıp, bağırıp tekrar eski yurduna dönmek isteyene "Horasanda bir kotluk tarlası var" denir oldu.
Daha önceden Karadeniz bölgesi Oğuzların Çepni boyları tarafından Türkleştirilmişti. Türkmenler, 1302 yılında Giresun'a kadar inip çevrede bir takım beylikler kurmuşlardı. Oğuz Han'ın Üçok kolundan Gök Han'ın oğlu Çepniden türeyen boya, Çepni Boyu denmiştir. Bu boy Oğuz boylarının sosyal davranış, kültür ve fizik bakımından en seçkini idi. Bu sebeple varlıklarını devam ettirmişlerdir. Halen yurdumuzda pek çok Çepni köyleri vardır.
Diğer birbirinden seçkin Oğuz boylarından bir çoğu bölgemize yerleşmişlerdir. Bunlardan Çuvaş, Çavdari, Dodurga, Avşar boyları vardır. Hepside Oğuz Han'ın Bozok kolundandılar. Avşarlar, Bozok kolunun Yıldız Han'dan oğlu Avşardan türeyen koludur. Onlarda buralara yerleştiler.
Türklerden önce, buralarda, din, dil ve medeniyetleriyle birbirine düşman haline gelen etnik gruplar, bu yeni etnik unsurun gelmesiyle akıllara hayret verecek şekilde kaynaştılar. Sıcak kanlı, babacan ve yardımsever insanlar olan Türkler, varlıklarıyla beraber getirmiş oldukları merhamet, iyilik, müsamaha, dürüstlük ve kardeşlik gibi üstün temel vasıflarıyla bu karışık toplumu tam bir iç barış ve refah içerisinde idare etmişlerdir.
Görele'ye gelip yerleşen Oğuz boyları son derece milliyetçi ve yurtsever kişilerdi. Din ve vatan aşkının dışında her türlü ihtirastan uzaktılar.
İslamiyetin yüksek ahlak kuralları, din adamları tarafından öğretilip halk tarafından titizlikle ve saygı ile uygulanırdı. Yalancılık, sahtekarlık, dolandırıcılık, hırsızlık, mala, cana, namusa tecavüz, inancı kötüye kullanmak itimatı sarsmak gibi şeyler asla olmazdı.
Temeli Türklüğe ve İslamiyete dayanan doğu kültürü ile yeni temas neticesi Yunan ve Roma kültürü de az da olsa öğrenildi. İnce ve kalın keten bezi ile şal ve şayak dokunur; tüfek, tabanca, makas gibi demirden aletler; şimşirden kaşık ve çam ağacından tahta yaparlardı. Keçe teperler, yün örerlerdi. Kar ve buz tutmuş keçeden çadırlarda ve ahşap evlerde otururlardı. Buldukları zaman çokca yerlerdi, bulamadıkları zaman az yemek yemeye kanaat getirirlerdi. Ekmeği çok az yerlerdi. Başlıca yiyecek et, süt ve baldı. Yoğurt ve çökelekten yapılan bir cins çorbayı sofralarından eksik etmezlerdi. Bal şerbeti ve ayran da içkileriydi.
Selçuklular zamanında Görele'ye gelen Türkler tam bir serbestliğe sahip idiler. Fatih'ten sonra hükümete rağmen, din adamlarının halk üzerinde büyük etkisi vardı. Askerlik ve vergi işlerini, valiler doğrudan doğruya bunlarla görürdü. Görele önce Kürtün Kazasının Karaburun Bucağının bir kalesi olup, içinde 7 hane Türk, 134 hane Hristiyan ve dokuz da muhafız vardı. Bu haliyle Kürtün kazasının dört önemli kalesinden biriydi.
Bu bucağın yeri iyi seçilmiş olmakla beraber korsan baskınlarına karşı koyamazdı. Bu devirde çevrede bir çok tımarlar kuruldu. İsmail Beyli ve Beyli bu devirden kalmadırlar. Karaburun bucağı daha sağlam ve güvenli bir yer olan Görele Kalesine taşınmıştır. Bu kalede daha çok yazlık olarak kullanılmış, yanı başında bulunan Yavebolu (Adabük) kışlık merkez olmuştur. Kıl keçi, koyun, at, katır, arı ve tavuk beslerler; darı, buğday ve pirinç ekerlerdi. Meyvelerden üzüme çok önem verilirdi. Çeşitli hayvan türleri, şarap, maden ve dokuma ihraç ederlerdi.
Pazara gelen mallardan rüsumat alınırdı. Evlenen kadınlardan gelin resmi denen vergi alınırdı. Yüzden fazla koyundan da kışlık, yaylak vergisi olarak akça veya tulum peyniri alınırdı.
Çok canlı bir ticaret vardı. Doğu malları Trabzon'a ve diğer iskelelere de inerdi. Bu mallar gemilerle Akdenize taşırdı. Bu devir bir bolluk ve bereket devri idi.
Çağrılınca Göreleliler, iç ve dış savaşlara, gazi ve şehit olmak gayesiyle severek katılırlardı. O zaman buralarda uzun dönem yaşayan, gerçekten üç arşın (204 cm.) boyunda bir Türk boyu vardı. Bazı mezarlıklarda bunlara ait mezarlara rastlanmıştır. İşte bu boy, IV. Murat'ın Bağdat seferine Türkmen usulünce çoluk çocukları ile katılmıştı. Geri gelemedikleri için de sadece adları kalmıştır.
Duraklama devrinin sonuna doğru, devlet düzeninin iyice bozulmaya yüz tuttuğunu görüyoruz. Bunun da nedenleri iltimas, ipek ve baharat yolunun okyanuslara yönelmesi, Avrupa'daki yenileşme dolayısıyla ekonomik gerileme; suhte denen öğrencilerin isyan ederek köylere baskın yapması; harblerdeki yenilgiler, lakaydi ile devlet otoritesinin zayıflaması sonucu, korkunç bir hoşnutsuzluk ve güvensizlik başladı.Bundan sonra herkes başı selametinedir ki bu devire de kaç göç devri diyoruz. Viyana bozgunundan sonra, ağır ağır Görele'ye muhacir akını da başladı. Azak'ın kuzeyinden gelen göçmenleri, Kuzey Kafkasyadan, Tahma Suyu vadisinden gelenler takip etti. Bu muhacir akını 1915'e kadar devam edecektir. Yalnız bu yeni gelenlerde her türlü saldırganlık vardır. Adam öldürmek ve soymak bunların icadıdır. Çeşitli nedenlerle çatırdayan imparatorluk çatısı altında Göreleliler pek tedirgindir.

Karlofça Antlaşmasından Sevr Antlaşmasına Kadar

İki yüz yılı aşkın bu zaman içinde elimizde bir miktar Görele Tarihi'ni aydınlatacak vesika vardır. Sıra ile inceleyelim: "Kaza-i mezkur Tirebolu ve Vakf-ı kebir kazaları arasında ma'a kaza (köylerle beraber) 3945 haneyi ve 156042 dönüm araziyi şamildir.
Burada mukaddeme (önce) Korele adında bir kale yaptırılmış olduğundan nâmı o kaleye mensup hâlâ gerek kalenin ve gerek muharren (sonradan) Üçüncü-zade tarafından inşa olunup sonra her nasılsa tahrip edilen kasaba-i âtikanın (eski kasabanın) eserleri (izleri) mevcuttur.

Sayfa:[1][2][3]

Karabörk Linkleri


Belediye



Ulaşım


Coğrafya


Turizm


Ekonomi


Nüfus


Eğitim


Sağlık


Spor


Karabörk Adı


Soy Kütükleri


Kültür-Sanat


Kemençecilerimiz


Bitki Örtüsü


Köyden Simalar


Toplum-Yaşam


Tarihi Eserler


Gelenek-Görenek


Şehit ve Gazilerimiz


Bizden Başarı Hikayeleri


İz Bırakanlar


Yararlı Bilgiler


Dernek Haberleri


Yerel Haberler


Kim Ne İş Yapıyor?


Telefon Numaraları


MSN Adresleri


Bunları Biliyormusunuz?


Kuşköy


Düğün İlanları


Köyden Fıkralar


Köyden Şiirler


Sis Dağı


Islık(Işıklık)dili


Gelinkaya Efsanesi


Mağaralar


Resimlerle Tarihimiz


Gurbette Karabörk


Büyüklerden İnciler


Basında Karabörk


Karabörk'de görev yapan ünlüler


İletişim


Duyuru






Karabörk'de Yaşayan
Son Çınarlar


Ulusal Linkler



Türkiye


Atatürk


Giresun


Bakanlıklar


Çevre


Tema Vakfı


Doğa Gönüllüleri


Kızılay


Bankalar


Döviz Kurları


Tübitak


Türkiye iş kurumu


Türk Dünyası


Osmanlı İmp.Sitesi


Ulusal Haberler


Uluslararası Haberler


Doğa Haberleri


İlginç Resimler


İstanbul Trafik Kameraları



Hava Durumu


Hayata Yön Veren Sözler


Seyahat Firmaları


Ulusal ve Yerel Gazeteler


Vergi Sorgulama


Kimlik No Sorgulama



Başarı Hikayeleri


Rüya Tabirleri


Acil Numaralar


Ulusal Fıkralar


Sağlık


Ulusal Şiirler


Şehirler Arası Uzaklık


Canlı TV ve Radyo


Şifalı Bitkiler


İlginç Olaylar


Sinema


Seyahat ve Gezi Rehberi
KARABÖRK BELDESİ
Ana sayfa yap
Sık Kullanılanlara Ekle
ANA SAYFA
KÖYDEN HABERLER
Z.DEFTERİ
RESİMLER
LİNKLER
GİRESUN
GÖRELE
KARABÖRK
T.OSMAN
FORUM
ÇANAKÇI